Ya uzaylı gördün de tanımadıysan?

Uzaylı İstilası

İyi niyetimizden mi bilinmez, hem evrenin bir yerlerinde, tee oralardan kalkıp bizim dünyamıza gelecek kadar gelişmiş bir taşıma teknolojisini icat edecek kadar akıllı birileri olduğuna, hem de dünyaya gelir gelmez en ilkel ateşli, hadi olsun lazerli silahlarla saldıracak kadar da mal olduklarına inanırız.

Abi bilmem kaç ışık yılı ötesinden, Atılgan’ın bile sarsıntısız atlatamadığı sıçramalarla mekana gelsin, yırtık pijamadan fırlar gibi, tahrip gücü yüksek müdahalelerle elde etmek isteyeceği gezegeni mundar etsin… Yok öyle üç kuruşa beş köfte! Gelin ben size benim “uzaylı istilası” teorimi anlatayım.

Bir kere, ben uzaylı olsam, hiç de uzaylı gibi davranmam. “Klark, az önce Superman burdaydı” tribi vardır ya. Onun gibi yaparım, ama öyle kamyon kaldırma, köprü tadilat işlerine de girişmem. Herkesin kodu 007 değilki, sınırdan geçer geçmez boynuna “ben senin oyununu bozmaya geldim” tabelası assın.

Becerebiliyorsam, komple fiziksel görünüşü taklit eder, o da olmadı iblis tarzı (şimdi tüm detaylarını anlatıp sırlarını ortaya dökmek istemiyorum) işlemlerle bir iki tanesinin beynine yerleşirdim. Kamuflaj işini hallettiysek, stratejiye geçelim mi?

Şimdi bir de olayın içinde zaman mefhumu var… Kime göre bir saat, kime göre bir yıl, bir asır? Belki adamın gezegenindeki pariteye göre, bizim bin yılımız, onların bir yılına denk geliyor? O zaman iki yıl, bir gezegeni ele geçirmek için çok da uzun zaman sayılmaz. Ben beklerdim en azından, ucunda gezegen var.

Haaa, geldim mi ikibin insan yılı önce? Şimdi bunların karşısına çota diye de çıkmak olmaz, ver birader arkadan parlak ışığı, makyajda tutarsızlık varsa, haleler içinde göze batmasın… Neyse işte… Bir şekil aramıza da yerleştiler mi? Zamanları da bol. Teknolojileri bizden ileri. Eee? O zaman kuralım baba bir kaç şirket, yönetelim bunları, bize kaynaklar için köle lazım, köle olduklarını bilmeden çalışsınlar mı? Çalışsınlar tabi, işlerinin adı ne?

“Bak ben bunlara her gün en doğal kaynakları suya alternatif bi’şe satayım, beriki bir noktadan diğerini kolayca gidebilecekleri bir teknoloji kakalasın. Jupitergillerden Kal-El var, o da bir noktadan diğerine görüntü aktarsın. Petrol, demir gibi kendi dünyalarını sömürerek kullandıkları kaynakları bu mallara bırakalım, biz korku, stress gibi ruhu besleyen enerjilerini alalım.” demediği ne malum liderlerinin?

Ben bilemem, siz de bilemezsiniz… Ama bir kaç güne derim parlamaya başlar, ya da bu civarlarda uçan ışıklı cisimlere rastlarsak, bu uzaylılar hakkaten mal demektir :D Siz de bunları okumuş ama anlamamışsınıza çıkar.

Olsun, ben yazarken keyif aldım, umarım siz de okurken alırsınız. Anlamak şart değil :D

Leave a Reply