Ölümsüzsün, haberin yok! Dur hemen açma camı bi bekle…

Len

Aslında, hiçbirimiz ölmüyoruz biliyor musunuz? Ölümsüz formlarız hepimiz… Mucizevi bir şekilde, biz hayattan bıkıncaya kadar kazadan, hastalıktan, aklınıza gelebilen her türlü ölüm sebebinden kıl payı kurtuluyoruz. Kendi yaşadığımız hayatta, sadece bir tek zaman çizgisi var ve bu çizgi bir her tehlikeli durum yaşadığımızda çatallanıyor. Biz doğal olarak bu çatal zaman çizgisinden hatta kaldığımız çizgiyi seçerek ilerliyoruz.

Ancak ilerlemeyi tercih etmediğimiz zaman çizgisinda bıraktığımız sevdiklerimiz, ki birer kopyaları da bizim seçtiğimiz zaman çizgisinde bizimle birlikte mutlu mesutlar- bizim için yas tutuyor, gözyaşı döküyorlar.

Biz o zaman çizgisini asla bilmiyoruz, bilmeyeceğiz. Ama başkalarının sadace bizim seçilmiş yaşam çizgimizle örtüşen kısımlarını biliyoruz. O yüzden, sevdiklerimiz de aslında ölmüyorlar. Sadece, bizim bilmediğimiz ama onların seçtiği farklı bir zaman çizgisi üzeinde hayatlarına devam ediyorlar.

Aşağıdaki grafik ile az buçuk tarif etmeyi başardığımı sanıyorum. Senin başkalarının ölümünü deneyimlediğin hayat, yengenin sensiz kaldığı çizgi tarafı gibi grafiğin… Sen onu öldü biliyorsun, o ise başka bir zaman çizgisinde gönlünce yaşıyor ölümsüz hayatının günlerini.

Ölümsüzlük çizgisi...

Ölümsüzlük çizgisi…

Kafada canalndırmak biraz zor aslında, çünkü bu durum sonsuz paralel zaman çizgisinde yaşanan sonsuz hayat olduğunu kabul etmek gerek. İyi de dostum, sonsuzu senin gözünde büyüttüler bu yaşına kadar. Senin sonsuz dediğin, beş yaşındaki çocuk için “yüze kadar saymak”. Yeryüzünde beş milyar insan, her birinin ömrü boyunca yüz ayrı noktada çatallandığını varsayalım, ki bana kalsa onu da milyar yapardım ya, hadi seni ilk dakikadan zorlamayalım, ne de olsa daha bunu yeni bitirdin, demektir ki 500 milyar alternatif zaman var :) E bir de bu alternatif zamanların birbiriyle çakışan hayat kombinasyonları… Matematiği biraz zor biliyorum ama imkansız değil. Hele evrenin işlemcisi kesin yeter diye düşünüyorum.

Bunu iyice düşündüğünüzde, vakit ölen sevdiklerinizi daha bir umutla yolcu etmek, kendi hayatınız içinse, daha bir cesaretle atılmak hissi doğmuyor mu içinizde? Ölümü de inkar ettim, daha ne yapayım karrrdeşim…

Yine de, benimki henüz teorem. O yüzden çok zorlamamak lazım :D Paralel zaman çizgisinde de olda yengeyi ağlatmayalım fazla. Kapa şimdi pencereyi, uçmayı deneme hemen Superman. Bi pelerin giy bari, üşüyeceksin. Zemini de çimen seç, belki atıyorumdur?

Haydi sağlıcakla…

Leave a Reply