Kurt puslu havayı sever ama dalavere için değil, görüş açısından!

Kurt sürüsü saldırırken

İlkokuldan beri, arkadaşlarım bir kompozisyon ödevinin başlığının ne olmasını düşünürken ben kelimelerin özgürce akmasına izin verir, en tepede bir satırı boş bırakırdım. Herhalde en sevdiğim şekli bu yazmanın; serbest çağrışım… Tabi, ödevin de konusunun “serbest” olması gerektiğini düşündürüyor bu. Öyle değil aslında… Bir kelime veya konu bulduktan sonra onunla ilgili bir yerlerden gelecek ilk çağrışımla da yazabilirsiniz. Bayılırım beynin kendini en doğal hali ile akışa bırakmasına…

Bugün, Google ana sayfasında yer alan Doodle, Grimm Kardeşler’in doğum günü adınaydı ve “Kırmızı Başlıklı Kız”ı da çok güzel bir kayar çizgi gösterisiyle sunmuşlardı. Bağlantısını koymak istedim ama bunun için yarına kadar beklemeliyim sanırım. (Ertesi gün)

Ben de başlangıç konumu Kızıl Kafa’dan esinlenerek açacağım. Kendisine verdiğim isimden pek de hazetmediğimi anlamışsınızdır, zira ben fena bir kurt hayranıyım. Zira o hikayede, Grimm biraderler neyi sembolize etsin diye kullanmışlardır bilmem ama, kurt olmamış. Hiçbir belgeselde veya kayıtta kurtların avlarını elde etmek için dolambaçlı yollar izlediğine rastlayamazsınız. Aç bir kurt ormanda kızıla rastlarsa, daha sarı göz bebekleri ile karşılaştığı yerde gözüne ışık tutulmuş tavşan gibi donup kalacak şapşalın üzerine atlar, büyük ihtimalle önce boynuna geçirdiği dişleriyle omurgasını felç edecek şekilde kırar ve iştahla yerdi. Anneanneyi de, sabaha bırakırdı… Şaka şaka… Hiçbir kurt, birini evine girerek taciz edecek kadar aç olmamıştır.

Hikayenin gerçekçi kısmı biraz barbarca geldiyse, lütfen bluğ çağına bile gelmemiş kız çocuklarınızı ormana tek başına göndermeyiniz ve yazımı okumaya devam ediniz. Wolverin (aslen “ayı” kökenlidir ama kurtlar da tarih öncesinde ayıdan evrilmişlerdir) ve Lobo (anti-kahraman olur kendileri) hayranı bir adamın Internet günlüğünde olduğumuzu hatırlayalım.

Kurtlar doğada, beş ila on bir üyeden oluşan sürüler halinde yaşarlar ve sosyal yaşamları biz insanların örnek alabileceği kadar yozlaşmaktan uzak, benim tabirimle delikanlıca ve onurludur. Asla kendilerinden daha büyük hayvanların avlarından arta kalana tamah etmedikleri gibi, çoğu zaman kendilerinden on kata kadar daha büyük av hayvanlarını stratejik saldırılar ile alt ederler. Belgesel tadında, “alüvyon, bozkır” kelimelerini kullanarak da cümleler yazacaktım, bundan ileri gitmek istemedim.

Sürü, Alfa, onun eşi ve diğerlerinden oluşur. Her sene Alfa çiftin yavruları katılır. Alfa çift, genellikle birinden biri ölmediği takdirde, yaşamları boyunca birlikte ve tek eşli takılırlar.

Sürü içerisinde, itaati kaçınılmaz bir hiyerarşi vardır ve bu hiyerarşi ancak güçlerin farklı bir şekilde evrilmesi ile devredilmesi sonucu değişir. Cümle uzun, kısası, genç kurt Alfa’yı yenerse yeni Alfa olur. Yenemezse, sürüden uzaklaşmak zorundadır. Bir süre tek tabanca takılır, sonunda da ya tek takılmaya ya da yeni bir sürüye katılmaya karar verir.

Alfa’nın otoritesine koşulsuz itaat olmazsa ne olur? Sürünün gizli alfası olan doğurgan dişi etrafında toplanan dişiler, “yahu bu bizim Alfa pek bir formdan düştü, şu kara kuyruk daha mı yakışıklı ne?” demeye başlarlar. Bu sürü içinde kuyruk koklatmalarla yeni yetme arkadaşa da hissettirilir ve o arkadaş, artık istemese de Alfa olmaya birinci sıradan adaylığını koymuş sayılır. Az önce atlamışım ama, eğer vatandaş sandıktan çıkmayı becerirse, bu sefer bizim emekli Alfa sürüye veda edecektir. Ama bazen genç akıllı çıkar, “eski sürüde yeni Alfa olacağıma, kendi sürümü toplarım” der ve kendi eşini seçmek üzere sürüyü terk eder.

Hep Alfa dedik ama, sürünün diğer üyelerinin de saygı duyulması gereken bir özellikleri var; varlıklarının nedenini bilmek ve gereğini koşulsuz yerine getirmek! Bana göre değil ama bu takdire şayan olmaması anlamına gelmez!

Kurtlara olan saygım, hiyerarşiden değil, otoriteden, sürü yaşamından değil, hele Alfa’nın tek eşini, sürünün diğer dişilerinin koruyup kollamasından hiç değil. Değil ama bunlar az sonra bahsedeceğim özellikle birleşince hayranlık uyandırıyor. Kurtlar, art niyetsiz, içten pazarlıksız, direkt etkileşen hayvanlardır. En çok bu özelliklerini severim. Ormanların kralı aslandır derler ama, ben kurt kadar pervasız içgüdüleri ile hareket eden hayvan tanımam… Karada en azından… Denizlerde de bir benzeri var, siz tahmin ettiniz ama ben onu bir başka yazıya saklayacağım.

Konuyu ille de bir yere bağlamak gerekirse, ki bağlamasak bile olurdu, kurttan bahsetmekten keyif aldım ben yeterince, kurt gibi yaşayan insanı da severim. Ailesine sahip çıkan, eşine saygı duyan, sürünün menfaati için hayatını ortaya koyan, tavizsiz yaşayan ama her çağda hayata uyum sağlamayı başarabilmiş olmak… Bir de gücünü bilip, onun o vakur edasıyla tehditsiz, taahhütlü yaşamak!

İşte o zaman, elde balta hem de yaş ağaç kesen ormancının da haddi olmaz kurdun hakkından gelmek. Pis çapulcu! De get!

Kurt

Leave a Reply