Dunning Kruger Efekti (Sendromu)

dunning kruger syndrome

dunning kruger syndrome

Dunning Kruger efekti, en temel anlamda, kişinin cehaletinden kaynaklanan kendini gereksiz üstün görme sendromudur. Bu da, düşük kapasiteli kişilerin, yetersizliklerini anlayamamalarına yol açar. Rekabet sırasında sık düşülen hatalardan biri, rakiplerinizin sizinle aynı kavrama yeteeğine sahip olduğunu düşünmektir.

Kapasiteniz ne kadar yüksekse, rakiplerinizin de o kadar yüksek kapasiteye sahip olduğunu düşünerek, kendinizi ortalama seviyede görmeniz riski artar. Hatta bazı durumlarda, rekabet içinde olduklarınızın sizden daha üstün olabilecekleri endişesine kapılabilirsiniz. Bunun tersi durum ise, -ki malesef burda kapasitesi düşük olan siz olursunuz- kendinizi tüm rakiplerinizden üstün, hatta altından kalkamayacağınız rollere aday olarak görürsünüz.

Ancak günümüzün değerleme sistemleri, çoğunlukla bu sendromu hesaba katabilecek detaya sahip olamadıklarından, bu ikinci örnekte yer alan kişiler, gerçek performanslarını ortaya çıkaran sınavlarla karşılaşmak yerine, talip oldukları üst kimliklerle şaşılası ünvanlara erişmektedirler.

İlk olarak 1999 yılında ortaya atılan Dunning Kruger efekti, Charles Darwin’in “Cehalet, genellikle bilgi sahibi olmaktan daha çok özgüvene sebep olur” ve Bertrand Russel’in “Dünyanın sorunu, akıllılar hep kuşku içindeyken aptalların küstahça kendilerinden emin olmalarıdır” sözlerinden yola çıkan Justin Kruger ve David Dunning tarafından yapılan bir çalışmadır.

Tam metni şöyle;

“İşinde çok iyi olduğuna” yürekten inanan ‘yetersiz’ kişi, kendini ve yaptıklarını övmekten, her işte öne çıkmaktan ve aslında yapamayacağı işlere talip olmaktan hiçbir rahatsızlık duymaz! Aksine, her şeyin hakkı olduğunu düşünür!
Ancak, bu ‘cahillik ve haddini bilmeme’ karışımı, meslekî açıdan müthiş bir itici güç oluşturur.
‘Eksiler’, kariyer açısından ‘artıya’ dönüşür. Sonuçta, ‘kifayetsiz muhterisler’ her zaman ve her yerde daha hızlı yükselirler.
Bu arada, gerçekten bilgili ve yetenekli insanlar çalışma hayatında ‘fazla alçakgönüllü’ davranarak öne çıkmaz, yüksek görevlere kendiliklerinden talip olmaz, kıymetlerinin bilinmesini beklerler…
Tabii beklerken kırılır, kendilerini daha da geriye çekerler…
Muhtemelen üstleri tarafından da ‘ihtiras eksikliği’ ile suçlanırlar… ”

Benim bu hipoteze her zaman biraz korkarak yaklaşmamın sebebi, gerçekliğinden emin oldukça aptallığa yakın hissetmemdir. Öyle bir iddiadır ki, akıllı olduğunu sanan hiçkimse, kolay kolay bu tespiti ortaya koymak istemez.

Yine de, paylaşmanın aptal durumuna düşme endişesinden güçlü olduğu bir sisteme inanıyorum. Dolayısı ile bu yazıyı yazarken, kendimi akıllı sananlardan gösterme riskini de alabilirim. En azından bunun için yeterli olduğunu düşündüğüm sağlam dayanaklarım var. :) (bkz : Referanslar)

Kişi kendini anlattıkça ne kadar değerinin enflasyona uğradığını düşünüyorsam, kafası çok basmayanların dünyasında da, takdir almak için sonsuz bir kendini satmaya çalışma çabası olduğunu düşünüyorum. Belki doğru belki yanlış ama bu modern çalışma ortamında büyük bir açmaza dönüşebiliyor.

Sizin kapasitenizi ölçmek, performansınızı değerlendirmek ve nihayetinde bir şekilde bunu takdir etmekle yükümlü olanların, sadece vitrine koyduklarınızın tembelliği ile hareket etmeleri çok da az rastlanan bir durum değil.

Bu satırları okurken, hepiniz kendinizi “akıllı” sınıflandırmasına koyacak ve çevrenizde ne kadar sizin kıymetinizi anlamakta zorlanan insanlar olduğunu düşüneceksiniz. Elbette, başarıları, başkaları tarafından da takdir görerek, bulundukları muhteşem yere kendi tırnaklarıyla kazıyarak ulaşanlar, üzerlerine alınmamalıdırlar.

Soru şu; siz akıllı olduğunuz için kendinizi yeterince ifade edemediğiniz şüphesinde misiniz, yoksa yetersizsiniz de başkalarının idrak etmekte zorlandığından emin misiniz?
Dunning Kruger efektinin neresindesiniz?

Şimdilik ara veriyorum, az düşünün devam ederiz…

Sevgiler

Kaynaklar:
http://en.wikipedia.org/wiki/Dunning%E2%80%93Kruger_effect

http://www.servetbasol.com/Articles/ucuyorum/APH-1214.htm

 

Leave a Reply